Açığa vuramadıklarım bilsin gözlerimin yorgunluğunu… Duyduklarıma inanamadığım zamanlarım olsun hep. Nostaljik anılara bürünsün yalnızlığım. Dramla karışık komedi filmi edasında seyreylesinler benliğimi… Dudaklarım değil, ruhumun en kuytu köşesi ıslak kalsın her daim… Yağmurun sesiyle uyanayım her sabah. Ve her gece bacaklarımı örten bir çarşaf olsun hayat… Sayısız böcek kovalasın koşarken beni dar sokaklarda. Sığınak olayım biçimsiz insanlara… İşkence edeyim büyük tanrılara… Bir kere de ben hükmedeyim âdemoğlunun yoksulluğuna… Aldığım her nefeste biraz daha genişlesin ufkumun sınırları. Dokunduğum varlıklar büyülensin sıcaklığımdan. Mezarlık bekçisi olup dans edeyim ölülerin iniltileriyle… Ben ‘’ben’’ olmayayım bir kere de… Bir başka alemden gelen sevimsiz yaratık olayım… Kaldırım mühendisliğine başkan olarak atanayım… Boş İşler Dairesi'nin daimi elemanı olarak beni göstersin insanlar… Sevilmeyeyim hiçbir zaman ve sevmeyeyim. Kalbim aşkla değil nefretle baksın dünyanın güzelliklerine… Melankolik olayım, gözlerimdeki yaşlar kan olup aksın bütün deliklere… Bütün karanlık sokakların sonu bana çıksın… Duman olup atmosfere karışayım, kimse görmesin ama ben hissedeyim çirkinliklerinizi… Öldüğüm zaman toprağa gömmesinler beni, mumyalayıp saklasınlar… Ebediyete intikal etmesin hiçbir zaman ruhum… Konuşmayı öğrenmemiş olayım… Anneme yapışık olsun kalbim… Müziğin ritmine kaptırmayayım beynimi… Hasta bir telde hasta bir nağme olsun dilimden düşmeyen… Mecnu'nun Leyla’sı ben olayım… Saçlarım dökülsün, kel kalayım. Tarafsız olmayayım artık, taraf tutan olsun adım… Sabun olup temizleyeyim ellerinizi pisliklerden… Yalnız kalayım yalnız gecelerde…